Birine yaklaşma, bağlanma ve bağda kalma biçimlerimiz. Buradaki bölümler zarar veren bir ilişkide neden kalındığını, kendinden vazgeçerek sevilmeye çalışmayı, birini düşünmeden duramamayı ve hayalimizdeki kişiyle karşımızdaki kişi arasındaki farkı ele alıyor. Bağlanmayı bir kişilik özelliği olarak değil, iki kişi arasında kurulan bir örüntü olarak düşünüyoruz.
Ovidius’un Narkissos anlatısı üzerinden narsisizmin kendini sevmek değil, kendini ve ötekini tanıyamamak olduğu okuması.
Güzel’in rüyasındaki genç ile Canavar’ın aynı kişi çıkması, sevdiğimiz insanla onun hakkında kurduğumuz hayali bir arada tutmanın güçlüğünü düşündürür.
Küçük Deniz Kızı’nın sesinden vazgeçmesi, ilişkiyi korumak için kendi sözümüzü geri çekmeyi Winnicott’ın gerçek benlik ve sahte benlik ayrımıyla düşünmemize imkân verir.
Yeni tanıştığımız birinin tanıdık gelmesi, onun hakkında bildiklerimiz kadar ona eklediğimiz hayallerle de ilgilidir.
Limerans, bir kişiye yönelik yoğun zihinsel meşguliyet ve karşılık görme arzusuyla tanımlanır; belirsizlik, idealizasyon ve tekrar tekrar kontrol etme davranışlarıyla sürebilir.
İstismarın ilgi ve yakınlık dönemleriyle iç içe geçmesi, kişinin kendisine zarar veren partnerine bağlılığını sürdürmesini ve ilişkiden uzaklaşmakta zorlanmasını açıklayabilir.
Zarar veren bir partneri savunmak, yaşananları küçümsemek ve iyi dönemlerin geri gelmesini beklemek, istismar içeren bir ilişkide bağlılığın sürmesine eşlik edebilir.
Fedakârlık şemasında kişi, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken kendi ihtiyaçlarını sürekli erteler; kendine zaman ayırdığında ise suçluluk hissedebilir.
Bu konuya bağlı bir bölüm henüz yok.