İlk Görüşte Aşk: Karşımızdakini Ne Kadar Tanıyoruz?
Yeni tanıştığımız biri, hakkında çok az şey bildiğimiz hâlde bize tanıdık gelebilir. Birkaç konuşmanın ardından bizi anladığına, aradığımız kişi olduğuna inanırız. Stendhal’in “kristalleşme” kavramında, âşık olduğumuz kişiye hayalimizde yeni özellikler ekleriz. Örneğin bizi dikkatle dinlemesinden, her konuda anlayışlı olduğu sonucunu çıkarırız. Henüz tanımadığımız yanlarını beklentilerimizle tamamlarız.
Jung’un yansıtma kavramında ise kişi, kendi iç dünyasına ait duygu ve özellikleri farkında olmadan bir başkasında görür. Jung, aşktaki yansıtmaları açıklarken anima ve animus adını verdiği bilinçdışı imgelerden de söz eder. Kuramında bu imgeler, kişisel ilişkilerin izlerini ve insanlarda ortak olduğunu düşündüğü arketipsel örüntüleri taşır. Bu yaklaşıma göre çekim duyduğumuz kişide gördüklerimizin bir kısmı, kendi özlemlerimizden gelir.
Spike Jonze’un Her filminde Theodore, ayrılığının ardından Samantha adlı bir işletim sistemiyle yakınlık kurar. Onun tarafından anlaşıldığını hisseder ve âşık olur. Fakat zamanla Samantha’nın kendi ilgileri ve başka ilişkileri olduğunu öğrenir. Samantha, Theodore’un beklediğinden farklı bir hayat ister. Filmi yansıtma açısından okuduğumuzda, Theodore’un kendisini anlayan sevgiliye duyduğu özlemle Samantha’nın istekleri arasındaki çatışmayı görürüz.
Birini tanıdıkça ilk izlenimlerimize uymayan davranışlarıyla da karşılaşırız. “Eskiden böyle değildi” derken gerçekten değişmiş birinden söz ediyor olabiliriz; başta fark etmediğimiz bir yanını yeni görüyor da olabiliriz. İlk karşılaşmadaki yakınlık hissi, birlikte nasıl bir ilişki yaşayacağımızı söylemez. Birbirimizi, anlaşmazlık yaşadığımızda nasıl davrandığımızı, neye hayır dediğimizi ve birbirimizden ne beklediğimizi öğrendikçe tanırız.
Bölümde geçen kavramlar
- Kristalleşme
- Stendhal’in, âşık olduğumuz kişiye hayalimizde değerli özellikler eklememizi anlatmak için kullandığı kavramdır. Karşımızdakini tanıdıklarımız kadar onda bulmayı umduklarımızla da görürüz.
- Yansıtma
- Kendi iç dünyamıza ait bir duygu, özellik veya imgeyi farkında olmadan başka birine aitmiş gibi algılamamızdır. Yalnızca hoşlanmadığımız yanları değil, hayranlık duyduğumuz yanları da yansıtabiliriz.
- Anima ve animus
- Jung’un klasik kuramında, erkeğin bilinçdışındaki dişil imgeye anima, kadının bilinçdışındaki eril imgeye animus denir. Bilinçdışıyla ilişkiyi ve başkalarına yönelttiğimiz bazı yansıtmaları açıklamak için kullanılan bu kavramlar, çağdaş Jungcu yaklaşımlarda cinsiyet açısından yeniden tartışılır.
Çalışma kâğıdı
Bir kalem ve yarım saat · PDF
Kaynaklar ve okumalar
- Stendhal, Aşk Üzerine / De l’amour, 1822
- C. G. Jung, Aion: Researches into the Phenomenology of the Self, Toplu Eserler 9/2 — The Syzygy: Anima and Animus bölümü
- Spike Jonze, Her, 2013
Bu metin eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. İçerik notu