Küçük Deniz Kızı neden sesini verdi?
Hans Christian Andersen’in Küçük Deniz Kızı masalında deniz kızı, sevdiği prense yaklaşabilmek için sesini deniz cadısına verir. İnsan bacaklarına kavuşur ama attığı her adımda büyük bir acı çeker. Prensin yanına ulaştığında ona duygularını ve yaşadıklarını anlatamaz. Sonunda prens başka bir kadınla evlenir.
İlişkilerde de karşımızdaki kişiyi kaybetmemek için söylemek istediklerimizden vazgeçtiğimiz olur. Kırıldığımızda “Önemli değil” der, istemediğimiz bir şeye tartışma çıkmasın diye razı oluruz. Kendi isteğimizi söylemeden önce onun nasıl tepki vereceğini hesaplarız. Susmak o an anlaşmazlığı önler; fakat sorun çözülmüş olmaz.
Donald Winnicott’ın gerçek benlik ve sahte benlik ayrımı, kişinin kendi istekleriyle çevresinin beklentileri arasındaki ilişkiyi ele alır. Gerçek benlik, kendini canlı hissetmekle ve içinden geldiği gibi davranmakla ilişkilidir. Sahte benlik ise çevreye uyum sağlayarak kişinin kendini korumasına hizmet eder. Çocuk, bakımını üstlenen kişinin beklentilerini karşılamak için kendi tepkilerini geri çekmeyi öğrenebilir. Bu uyum sürekli hâle geldiğinde, ne istediğinden çok kendisinden ne beklendiğine dikkat eder. Başkalarının yanında kabul görürken kendisi gibi davranmadığını hisseder.
Dana Crowley Jack’in “kendini susturma” kavramında ise ilişkiyi kaybetme korkusu öne çıkar. Kişi neye kırıldığını bilir ama söylerse artık sevilmeyeceğinden korkar. Kendi isteğini belirtmeyi bencillik sayar, karşısındakini üzmemek için öfkesini saklar. Deniz kızının hikâyesini de bu açıdan okuyabiliriz: Sevdiği kişiye yaklaşmak uğruna kendini anlatmaktan vazgeçer. Oysa sürekli sustuğumuz bir ilişkide, karşımızdaki kişi neye sevindiğimizi, neye kırıldığımızı ve ne istediğimizi öğrenemez.
Bölümde geçen kavramlar
- Gerçek benlik
- Winnicott’ın kavramıyla, kişinin ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu ve ne istediğini inkâr etmek zorunda kalmadan yaşayabilmesidir.
- Sahte benlik
- Kişinin çevresinin beklentilerine uyum sağlayarak geliştirdiği koruyucu biçimdir. Bu uyum erken dönemde kişiyi koruyabilir; fakat yetişkinlikte de sürdüğünde kişi kendi isteklerini fark etmekte zorlanabilir.
- Kendini susturma
- Dana Crowley Jack’in kavramıyla, kişinin ne düşündüğünü ya da neye ihtiyaç duyduğunu bildiği hâlde, ilişkisi zarar görmesin diye bunları söylememesidir. Söylerse karşısındaki uzaklaşacak, kızacak veya artık sevmeyecekmiş gibi gelebilir.
- Kendinden vazgeçme
- Kişinin bir ilişkide kalabilmek, kabul edilmek veya terk edilmemek için kendi sınırlarını, ihtiyaçlarını ve düşüncelerini sürekli geri plana itmesidir. Tek bir fedakârlık değil, tekrar eden bir ilişki biçimidir.
Çalışma kâğıdı
Bir kalem ve yarım saat · PDF
Kaynaklar ve okumalar
- Hans Christian Andersen, Küçük Deniz Kızı (Den lille Havfrue), 1837
- Donald W. Winnicott, Ego Distortion in Terms of True and False Self (1960), The Maturational Processes and the Facilitating Environment içinde, Hogarth Press, 1965, 140–152
- Dana Crowley Jack, Silencing the Self: Women and Depression, Harvard University Press, 1991
Bu metin eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. İçerik notu