Çocukken dinlediğimiz masallar, yıllar sonra başka sorularla yeniden karşımıza çıkıyor. Sevilmek için nelerden vazgeçiyoruz? Kendi hayatımızı kurarken neden suçluluk duyuyoruz? Büyümek hangi kayıpları beraberinde getiriyor?
Bu seride masalları insan ilişkileri ve ruhsal dünyamız üzerine birlikte düşünmek için okuyoruz. Pamuk Prenses’te değerimizi kimin bakışında aradığımızı, Rapunzel’de evden ayrılmanın suçluluğunu, Küçük Deniz Kızı’nda sevilmek uğruna kendi sesinden vazgeçmeyi konuşuyoruz. Güzel ve Çirkin’de ise hayalimizdeki kişiyle karşımızdaki kişi arasındaki farkı ele alıyoruz.
Her bölümde önce masalı dinliyor, ardından psikanalitik düşüncenin rehberliğinde hikâyeye yeniden bakıyoruz. Winnicott, Jessica Benjamin ve Otto Rank gibi isimlerin düşünceleri bu okumaya eşlik ediyor. Masalların farklı yorumlarına açık kalarak bu eski hikâyelerde kendimize ve ilişkilerimize dair neler bulabileceğimizi araştırıyoruz.
Küçük Deniz Kızı’nın sesinden vazgeçmesi, ilişkiyi korumak için kendi sözümüzü geri çekmeyi Winnicott’ın gerçek benlik ve sahte benlik ayrımıyla düşünmemize imkân verir.
Kraliçenin her gün aynasına sorduğu soru, değerimizi başkasının bakışında aradığımızda bu dayanağın ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.
Rapunzel’in kuleden ayrılışı, bağımsızlaşma isteğiyle sevdiğimiz kişileri üzme korkusunun aynı anda yaşanabileceğini gösterir.
Güzel’in rüyasındaki genç ile Canavar’ın aynı kişi çıkması, sevdiğimiz insanla onun hakkında kurduğumuz hayali bir arada tutmanın güçlüğünü düşündürür.
Bu serinin ilk bölümü henüz yayımlanmadı. Yayımlandığında burada görünecek.