Jung, Freud’dan ayrılmasının ardından kendi iç dünyasını anlamaya yoğunlaştı. Rüyalarını ve uyanıkken beliren imgelerini yazdı, resmetti; karşılaştığı figürlerle kurduğu diyaloglar üzerinde yıllarca çalıştı. Kırmızı Kitap, diğer adıyla Liber Novus, bu dönemin izlerini taşıyor.
Bu seride kitabı bölüm bölüm birlikte okuyoruz. Açılıştaki iki sesten rüyada öldürülen kahramana, savaş öncesinde beliren imgelerden bilinçdışıyla kurulan diyaloglara uzanıyoruz. Jung’un yaşadıklarını nasıl anlamlandırdığını ve bu deneyimlerin düşüncelerinde nasıl karşılık bulduğunu konuşuyoruz.
Bölümleri baştan dinlemek, imgelerle kavramlar arasındaki bağları takip etmeyi kolaylaştırıyor. Her bölümde, kendi iç dünyasını anlamaya çalışan Jung’a biraz daha yakından bakıyor; onun soruları eşliğinde insanın kendisiyle kurduğu ilişki üzerine düşünüyoruz.
Kırmızı Kitap, Jung’un rüyalarını ve iç imgelerini anlamaya çalışırken yaşadığı çatışmaları, yazı ve resimlerle işlediği kişisel bir eserdir.
Jung, Siegfried’i öldürdüğü rüyayı, kendi iradesiyle her şeyi aşabileceğine duyduğu inancın değişmesi gerektiği şeklinde yorumladı.
Jung, zihninde beliren imgelerle bilinçli olarak çalıştı; bu deneyimler, aktif imgelem adını verdiği yöntemin gelişmesine katkıda bulundu.
Jung, savaş öncesinde gördüğü yıkım imgelerini savaş başladıktan sonra yeniden yorumladı; yaşadıklarını kişisel deneyimiyle birlikte toplumsal açıdan da anlamaya çalıştı.
Jung’un iç deneyimlerini anlamlandırma çabası, bireyleşme düşüncesini geliştirirken kendini tanımakla gündelik hayat arasındaki ilişkiyi de sorgulamasını sağladı.
Bu serinin ilk bölümü henüz yayımlanmadı. Yayımlandığında burada görünecek.