Ailede öğrendiklerimiz ilişkilerimizi nasıl etkiler?
Çocukken bize nasıl davranıldığı, kendimize verdiğimiz değeri ve başkalarından ne beklediğimizi etkiler. Evde sık tekrarlanan bir davranışı normal sayabilir, incindiğimizde kendimizi suçlayabiliriz. Şiddete maruz kalan bir çocuk da “Yanlış bir şey yaptım, bunu hak ettim” diye düşünebilir. Oysa şiddetin sorumluluğu çocuğa ait değildir. “Sorunları konuşma” veya “Kimseyi üzme” gibi aile kuralları da zamanla sorgulamadan uyduğumuz alışkanlıklara dönüşür.
Evdeki gerginliği önceden fark etmeye çalışan bir çocuk, yetişkinlikte de başkalarının ses tonunu ve yüz ifadesini dikkatle izleyebilir. Karşısındaki öfkelenmesin diye susar, kendi isteğinden vazgeçer veya onu sakinleştirmeye çalışır. Çocuklukta kendini korumak için öğrendiği bu başa çıkma yolları, güvende olduğu ilişkilerde de sürebilir. Sürekli başkalarının tepkilerini kollamak, ne hissettiğini ve ne istediğini fark etmesini zorlaştırır.
Romantik ilişkilerde bu alışkanlıklar, kırıldığımızı söyleyememek veya her anlaşmazlıkta geri adım atmak şeklinde karşımıza çıkabilir. Örneğin partnerimizin bizimle aynı fikirde olmamasını, bizi artık sevmediğinin işareti sayabiliriz. Ancak tek bir tepki, nasıl bir ailede büyüdüğümüzü açıklamaz. Benzer çocukluk deneyimleri yaşayan herkes de aynı şekilde etkilenmez. Ailede tartışmaların olması kadar, insanların birbirine nasıl davrandığı önemlidir. Korkutma, aşağılama ve şiddet sıradan anlaşmazlıklarla bir tutulamaz.
Geçmişe bakarken bugün hangi alışkanlıklarımızı sürdürdüğümüze de bakarız. Tartışma çıkmasın diye her şeye evet mi diyoruz? Birinin öfkelenmesini hemen kendi hatamız mı sayıyoruz? Bu tepkileri fark ettikçe neyi kabul ettiğimizi, neyi istemediğimizi daha açık söylemeyi öğrenebiliriz. Güvendiğimiz kişilerden veya bir terapistten destek almak da bu süreçte yardımcı olur. Kendi davranışlarımızı değiştirmek için önce ailemizin değişmesini beklemek zorunda değiliz.
Bölümde geçen kavramlar
- İşlevsel olmayan aile örüntüleri
- Aile üyelerinin güvenlik, destek, sınır ve açık iletişim ihtiyaçlarını karşılamayı sürekli olarak zorlaştıran ilişki biçimleridir.
- İçselleştirilmiş aile kuralları
- Ailede sözlerle veya davranışlarla öğrenilen, kişinin zamanla kendi doğruları gibi benimsediği beklenti ve yasaklardır.
- Başa çıkma yolları
- Kişinin zorlayıcı durumları ve bunların uyandırdığı duyguları yönetmek için geliştirdiği düşünce ve davranış biçimleridir.
- Güvensiz bağlanma
- Yakın ilişkilerde diğer kişinin ulaşılabilirliğine ve desteğine güvenmekte zorlanmayla ilişkili, kaygı veya yakınlıktan kaçınma biçiminde görülebilen örüntülerdir.
- Sınır koyma
- Kişinin ihtiyaçlarını, sorumluluklarını ve kabul edebileceği davranışları belirleyerek bunlara uygun davranması ve gerektiğinde bunları ifade etmesidir.
Çalışma kâğıdı
Bir kalem ve yarım saat · PDF
Kaynaklar ve okumalar
- National Child Traumatic Stress Network, Complex Trauma: Effects — çocuklukta yaşanan örseleyici deneyimlerin benlik algısı, duygular, ilişkiler ve başa çıkma biçimleri üzerindeki olası etkileri
- Lindsay C. Gibson, Adult Children of Emotionally Immature Parents — duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı aile ilişkileri ve yetişkinlikte sınır koyma üzerine ek okuma
Bu metin eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. İçerik notu