Freud ve Jung Neden Yollarını Ayırdı?
Freud ve Jung, bilinçdışını anlamaya çalışırken birbirlerinin çalışmalarına ilgi duydular. Jung, anılarında 1909’daki Clark Üniversitesi yolculuğunda birbirlerine rüyalarını anlattıklarından söz eder. Ancak rüyaları yorumlarken farklı açıklamalara yöneliyorlardı. Zamanla bu ayrılıklar hem birlikte çalışmalarını hem de dostluklarını zorlaştırdı.
Jung’un ev rüyasında, üst kattan aşağıya indikçe daha eski dönemlere ait odalar ortaya çıkar. En altta bir mağara ve iki kafatası vardır. Jung, evi kendi ruhsal yapısıyla ilişkilendirir: Üst kat bilinçli kişiliğini, alt katlar geçmişi temsil eder. Mağarayı ise sonradan geliştireceği kolektif bilinçdışı düşüncesinin ilk işaretlerinden biri olarak görür. Jung’un anlatımına göre Freud, kafataslarının kime yönelik bir ölüm arzusunu ifade ettiğini sorar. Jung rüyada insanlığın ortak geçmişini görürken Freud kişisel bir arzuyu araştırır.
Jung, başka bir konuşmalarında Freud’un rüyasını yorumlamak için özel hayatıyla ilgili daha fazla bilgi istediğini anlatır. Freud’un “Otoritemi riske atamam” cevabı, ona duyduğu güveni sarsar. Jung açısından Freud, kendisini anlamaya çalışmaktan çok otoritesini korumaya önem vermiştir. Bu konuşmayı, olaylardan yıllar sonra kaleme alınan Anılar, Düşler, Düşünceler kitabından biliyoruz. Dolayısıyla okuduğumuz, Jung’un hatırladığı ve yorumladığı hâlidir.
Jung’un 1912’de yayımlanan Bilinçdışının Psikolojisi adlı çalışması, görüş ayrılıklarını daha açık hâle getirir. Jung, libidoyu cinsel enerjiyle sınırlamaz; daha geniş bir ruhsal enerji olarak ele alır. Mitleri ve farklı kültürlerdeki benzer imgeleri de bilinçdışını anlamak için inceler. Bu görüşler Freud’un açıklamalarından uzaklaşır. Aralarındaki ayrılık, kuramsal anlaşmazlıklarla güven sorunlarının zaman içinde birikmesiyle derinleşir ve birlikte çalışmaları sona erer.
Bölümde geçen kavramlar
- Serbest çağrışım
- Kişinin aklına geleni sansürlemeden, sıraya sokmadan dile getirmesine dayanan psikanalitik yöntemdir.
- Kompleks
- Belirli bir tema çevresinde toplanan, duygusal yükü yüksek düşünce ve anı kümesidir.
- Kolektif bilinçdışı
- Jung’un, kişisel yaşantıyla edinilmeyen ve insanlıkta ortak olduğunu öne sürdüğü arketipsel örüntüleri açıklamak için kullandığı kavramdır.
- Libido
- Freud’da öncelikle cinsel enerjiyle ilişkilendirilen, Jung’da ise daha geniş bir ruhsal yaşam enerjisi olarak ele alınan kavramdır.
- Senkronisite
- Jung’un, nedensel bir bağlantı olmadan anlamlı biçimde eş zamanlı görünen olayları adlandırmak için kullandığı kavramdır.
Çalışma kâğıdı
Bir kalem ve yarım saat · PDF
Kaynaklar ve okumalar
- C. G. Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler — Freud’la ilişkisi, ev rüyası ve kitaplık olayı bu otobiyografik anlatıda geçer
- C. G. Jung, Bilinçdışının Psikolojisi — 1912; gözden geçirilmiş hâli Toplu Eserler Cilt 5’te Symbols of Transformation adıyla yayımlandı
- Sigmund Freud, Rüyaların Yorumu — 1900; rüyaların arzu doyumu ve bilinçdışı süreçlerle ilişkisi
- Walter Boechat, The Collective Unconscious — International Association for Analytical Psychology; kolektif bilinçdışı kavramının kökeni
- William A. Koelsch, Incredible Day-Dream: Freud and Jung at Clark, 1909 — Friends of the Goddard Library, 1984; 1909 Clark ziyaretinin arşiv kaynaklarına dayanan anlatısı
Bu metin eğitim ve bilgilendirme amaçlıdır. İçerik notu